Haray Haray Men Türkem..

0
294

Güney Azerbaycan Türk milletinin bir kısmı her ne kadar İran’ı tarihin yarattığı bir devlet olarak görmekte ise de çoğunluğu milli şuur, Türk milliyetçiliği ve Azerbaycan sevgisi ağır basmıştır.                                                                                                         Toplumda gelişen milli şuur ve uyanış İran yönetimine karşı birlik oluşumuna sebep olmuştur. Bu hareket giderek kitleselleşmiş ve tüm Güney Azerbaycan Türklüğünün öncüsü olmuştur.                                                                                                                        Son yıllarda Babek kale yürüyüşü, karikatür krizi, anadili günleri Urumiye gölünün kurumasına tedbirlerin alınmaması ciddi hareketlenme ve gösterilere sebep olmuştur.      Güney Azerbaycan Türklerinin kendilerinin varlığını, Tebriz’de kurdukları ”Traktör Sazi” futbol takımıyla ispat etmeye ve Traktör takımının yaptığı her maçta merkezi hükumete karşı, maç sahasını dolduran yüzbinlerce Türk’ün hep bir ağızdan “Azerbaycan yıkılmaz-Türkün Beli Bükülmez-haray haray Men Türkem-Azerbaycan Var Olsun, istemeyenler körolsun” demek suretiyle taleplerini-meramlarını ortaya koymaya çalışmaktadırlar.

Ayrıca İran meclisi içerisinde Türk Milletvekillerinin kurdukları Meclis topluluğu da diğer bir gelişim olmuştur. Bu meclis gurubu Azerbaycan eyaletlerindeki sorunlar ele almada ve diğer Azerbaycan örgüt ve kuruluşlarıyla irtibat kurmada faaliyet göstermektedir.        İran Azerbaycan’ın bağımsızlığı ve iki Azeri ülkesinin birleşmesi yönünde söylem ve çalışmalar, ideolojinin ve stratejik hedeflerin meydana çıkmasına neden olmuştur.      Güney Azerbaycan Türklerinin Fars hükumeti tarafından asimilasyona maruz kalmasını dile getiren ve şikâyetçi olanlar Tahran polislerince bazı sudan bahanelerle gözaltına alınmış ve tutuklanmışlardır. Ağır baskılar altında kalan siyasilerin seçim çalışmalarına engel olunmuştur. Azeri Türklerinin haklarına saygı gösteren federatif bir İran istediklerini açıklayanlar, siyasi faaliyetlerini sürdürmek için yurtdışına girmek zorunda kalmışlardır.                                                                               Bir önceki sayımızda, bir okuyucumuzun “Türkmençayı” konusunu dile getirmemizi istemişti.  Derlediğim bu hassas konuyu bilgilerine sunmaya çalışayım:                                       Nadir Şah’ın öldürülmesinden sonra Azerbaycan’da ortaya çıkan Hanlıklar Dönemi’nde, hanlıklar kendi aralarında siyasî birlik oluşturamadığından birer birer Rusya’ya teslim olmuşlardır.         

İran, bölgedeki hâkimiyetini kaybetmemek için Rusya ile yaptığı savaşlarda yenilince, önce Gülistan Antlaşması (1813), ardından da Türkmençay Antlaşmasını imzalamıştır. İran, Türkmençay Antlaşmasıyla Revan ve Nahçıvan’ın da Rusya’nın hâkimiyetine girmesini kabul etmiş ve bu fiili durum Osmanlı Devleti’ne de Edirne Antlaşmasıyla onaylatılmıştır.         Türkmençay Antlaşması sonuçları itibariyle bugün de güncelliğini korumaktadır. Yapılan bu antlaşmayla, Azerbaycan Türkleri ikiye bölünmüş olup, bu problem halen devam etmektedir. Bir diğer önemli sorun da, Rusya’nın, antlaşmaya koydurduğu 15. maddeye dayanarak, Revan başta olmak üzere bölgeye, İran’da, Osmanlı Devleti’nde ve kendi topraklarında yaşayan Ermenileri göç ettirmesidir. Antlaşma öncesinde bölgede çoğunlukta bulunan Türkler planlı olarak yapılan bu göçler neticesinde nüfus olarak azınlığa düşmüş ve böylece Ermenistan Devleti’nin temelleri atılmıştır. Nadir Şah’ın öldürülmesinden sonra Azerbaycan’da ortaya çıkan Hanlıklar döneminde, hanlıklar kendi aralarında siyasî birlik oluşturamadığından birer birer Rusya’ya teslim olmuşlardır.                                                 İran, bölgedeki hâkimiyetini kaybetmemek için Rusya ile yaptığı savaşlarda yenilince, önce Gülistan Antlaşması ardından da Türkmençay Antlaşmasını imzalamıştır. İran, Türkmençay Antlaşmasıyla Revan ve Nahçıvan’ın da Rusya’nın hâkimiyetine girmesini kabul etmiş ve bu fiili durum Osmanlı Devleti’ne de Edirne antlaşmasıyla onaylatılmıştır.         Türkmençay Antlaşması sonuçları itibariyle bugün de güncelliğini korumaktadır. Yapılan bu antlaşmayla, Azerbaycan Türkleri ikiye bölünmüş olup, bu problem halen devam etmektedir. Bir diğer önemli sorun da, Rusya’nın, antlaşmaya koydurduğu 15. maddeye dayanarak, Revan başta olmak üzere bölgeye, İran’da, Osmanlı Devleti’nde ve kendi topraklarında yaşayan Ermenileri göç ettirmesidir. Antlaşma öncesinde bölgede çoğunlukta bulunan Türkler planlı olarak yapılan bu göçler neticesinde nüfus olarak azınlığa düşmüş ve böylece Ermenistan Devleti’nin temelleri atılmıştır.

Not: Yazımız devam edecek.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz