İsraf ve İtibar !…

0
194

İsraf ayrı şeydir İtibar şeydir. Karıştırmamalıyız.                                                       Zaman zaman yazılı ve görsel basında Sayın Tayyip Erdoğan’ın ağzından İSRAF lafını duyuyor ve hayretle karşılıyoruz. Nitekin çok kez yaptığı konuşmalarında ”İsraf’a tahammülümüz yoktur (!), dediğini duyduk.                                                                         El insaf Sayın Erdoğan.                                                                                  Malûm’aliniz İSRAF’ı yapanlar çöpten ekmek (yiyecek) toplayan zavallı halkımız değildir.  İSRAFta bulunan ve İsrafı yapanlar; zat’ı-aliniz, beslemeleriniz ve yönetiminizdeki kadrolardır.                                                                                                  Zavallı bu insanlar için bühtanınıza gerek yoktur. Onların, sizin gibi 13 özel uçağı yoktur. Onlar, evlerinden 6 klm. Mesafe de olan meclise kadar, kendini korumak için peşinde koşturulan 110 araçlı konvoya ve tepesinde gezdirilen iki helikoptere sahip değildir. Onların Sarayı yoktur, olmayan sarayları için bu günkü parayla günlük 0n milyon Tl. masraf yapılmıyor. Keza onlar, yine bu günkü parayla 263.627 küsur milyar Tl. lık masrafa ve harcamaya sahip olmadığı gibi Cuma’ya 150 araç ve Antalya’ya 7 uçakla gitmiyorlar!..     Peki, İSRAF’ı kim yapıyor ve bunca İsrafa kim ve kimler sahiptir!?. Kimler tarafından hoyratça kullanılıyor!? .Bunları bilmek, öğrenmek ve hesabını tutmak pekte zor değildir. Devir, gizlemeyi-saklamayı hoş görmediği gibi yutmuyor da. Birde kalkıp itibardan tasarruf olmaz diyebiliyorsunuz!. En güçlü ekonomiye sahip ülke ve devletler ve devlet başkanları ihtişamlı ultura lux saray ve yüzlerce özel araçlara sahip değilken, vatandaş; 85 liraya çıkmış 5 kgr.lık bir kutu sıvı yağını almakta güçlük çekerken ve sizler; sayısız özel araç ve uçak filosuyla şatafatlı-debdebeli hayat sürerken gözardı edilen “sıfırı tüketmiş” bu halka rağmen nasıl israftan ve itibardan bahsedebiliyorsunuz!? Biliyorsu nuz  itibar, bugün yani sizin döneminizde maddiyatla eşdeğer tutulmaktadır. İtibar dediğiniz açlık susuzlukla imtihan etmek, yoksullukla başbaşa bırakmak ise vay bu zavallı halkın başına.!? İtibarın, yoksullukla imtihan ederek İtibarını elinden alınan bu vefakâr halka ait olması gerekir. Tam takır olan bütçeyi (kasaları) doldurmak için İban numarasıyla, yoksul insanlar dan10 Tl. talep edilmesi, yastık altında olana göz dikilmesi kadar hatalı ve yanlış düşünce; yoksulun elinden alınan itibarını değil yükünü birkaç kat daha artırmış olacaktır.. Bu halk yoksulluktan, geçim sıkıntısından inim inim inler ve bir lokma ekmeğe, bir simide hasret çekerken, sizler; açık hesaptan sarayınıza yüklü miktarda masraf ve ödeme yaptırır ve 75 milyar aylık maaş alırken hala yoksul insanların elindeki 3-5 kuruşa göz dikmenin izahı olamaz.                                                                                                                      İsraf’ı önleme ve İtibar sahibi olmanın kolay ve kısa yolları var:                                   1-600 Milletvekili sayısını 300 -350 ye indirebilirseniz,  2- Sarayın trilyonluk masraflarını 1/3’e düşürebilirseniz,   3– Onüç(13) uçak sayısını 1-2 sayısına çekebilirseniz,  4– Yüzlerce çoğu marka (lux) olan araç sayınızı (1500 den 50’ye 100’e) yeterli duruma getirip azıyla yetinirseniz,  5- Tarafınızdan atanan bürokratlarınıza maaşları dışında 3-5 yerden cukka yapmasına göz yummazsanız,   6– Şahsınızın ve ailenizin özel lüx harcama musluklarını kısarsanız,  7– Arpalıkları kaldırır ve bu açgözlü insanların gayrımeşru saydığımız gelirlerine son verdirirseniz; Vallahi de billahi de memleket güllük gülistanlık olur, ne aç ne susuz kalır. Bütçeniz ve kasalarınız da dolar, vatandaşlarımız da yoksulluğun pençesinden kurtulur ve herkes huzur-mutluluk içinde yaşar. Ayrıca, sizin saltanatınız bu şekilde sürüp gider mi gitmez mi, onu da bilemem.                                                               

    HELAL-HARAM KİMİN İÇİN !…                                                                                   Yukarıda işaret ettiğimiz mealde Tarım ve Orman Bakanının abisinin, bakanlık müşaviri olan kayın biraderi; hem müşavirlikten hem denetçi olarak Tarım Kredi Kooperatifler Birliğinden, hem de Et ve Süt kurumundan yönetim kurulu üyeliği sıfatıyla huzur hakkı olarak toplam bugünkü parayla aylık 30 bin Tl. almaktadır.  Keza, Tıp eğitimini almadığı ve bu dalda kariyeri olmadığı halde TIP Fakültesi (GİBTÜ)nde Rektör olarak görev yapan din ulaması, oteller zincir sahibi ve tv.ler de dolgun ücretle programlar yapan Hatipoğlu, 4 Fakültede geçici Dekan-Dekan yardımcılığı göreviyle aylık milyonlarca (eski para birimi) lira gelirler elde etmektedir. Peki, evine bir lokma ekmek götürmek için yıllar yılıdır çırpınan ve iş bulmakta güçlük çeken, her branştan Üniversite mezunu olan binlerce gencimiz cadde-sokaklarda boş boş gezer ve cafe’lerde kâğıt-konken oynar ve vakitlerini boşa harcarken dolgun maaşla geçinmeyi yeterli görmeyen bakan beyin müşavir kayınbiraderi ile Hatipoğlu gibi gözü aç dinden imandan bahseden insanların yaptıkları caiz olmadığı gibi aldıkları paralarda helal değildir. Zıkkımdır.  Her ne kadar onlar haktır-mubahtır dese de haksız ve fuzuli aldıkları daha doğrusu halkın el emeğinin alın terinin karşılığı kazancını çaldıkları bu paralar kendilerine haram ve zıkkımdır, bu paralarla aldıkları her lokma yiyecek boğazlarında kalacak kılçıktır. Öte yandan onlara bu kapıyı açan, bu imkânı tanıyanlar da bu vebal ve günahlara ortaktır. Helal-haramı bilmeyen veya bilip de yiyenler bir gün gelecek hem Allah katında hem de yasalarımız karşısında mutlaka hesaplarını vereceklerdir.                 Helal haram dedik; eğer helal haram bilinse ve ona inanılsa idi Karun kadar zengin olunmazdı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz